The European Union Scholarship Programme for the Turkish Cypriot Community

Barselona’da Eğitim Görmek

2016-2017 Akademik yılında bir arkadaşımın bana Avrupa Komisyonu tarafından Kıbrıs Türk toplumuna yönelik verilen burs olanağından bahsetmesi üzerine hemen burs programını tanıtım etkinliğine katıldım. Ardından, bu güzel fırsatın kaçırılmaması gerektiği düşündüm ve biraz branşımla ilgili olarak(Biyoloji Öğretmeni), biraz da kişisel gelişim adına iki ay süresince Barselona’da İspanyolca dil eğitimi alma fırsatını yakaladım.

27 yaşıma kadar Avrupa’da herhangi bir şehre gitme fırsatı bulamamışken, aynı yılın Şubat ayında Barselona’ya yapmış olduğum kısa süreli bir ziyaretten sonra İspanyolca öğrenmek için bursu alıp kesinlikle bu şehre gelmem gerektiğini hissettim. Öncelikle, kendi çabalarımla ilerletebildiğim ve ülkemizde profesyonel olarak almayı isteyip herhangi bir kurumda bulamadığım bu eğitim fırsatını bana sunan AB burs programı ve British Council yetkililerine minnettarım. Eğitimimi merkezde sayılabilecek Universitat bölgesindeki Barselona Speakeasy Dil Okulu’nda aldım. İki ay boyunca haftanın beş günü farklı hocalar eşliğinde yoğunlaştırılmış bir programla İspanyolca öğrendik. Bu süreçte ara ara yapılan sınavlarla seviyeler belirlenip sınıflar değiştiriliyordu, bu da sürekli aynı hocalar ve aynı gruplarla ders almak yerine çeşitliliği artırıyordu. Hocalarımızın her biri alanında bilgiliydi ve işlerini çok titiz yapıyorlardı. Sınıflar kalabalık değildi ve ders içi her türlü aktiviteyi yapacak şekilde ayarlanmıştı. O zamana kadar Kıbrıs’ta bir şeyler öğrenmiş olsam da dersleri, ana dili İspanyolca olan eğitimcilerden almak ve şehrin dilinin İspanyolca oluşu ister istemez öğrenme hızımızı arttırıyordu.  Çünkü okulda başka bir dil kullanımına kesinlikle izin verilmiyordu ve halkın çoğu da İspanyolca konuşuyordu. Ayrıca okulun ders saatleri dışında yapmış olduğu etkinlikler sayesinde (Yerel yemeklerin yapılışıyla ilgili kurslar, oyun günleri, lokal pazarların gezilişi, ünlü kültürel yapıların ziyareti,plaj aktiviteleri… ) hem Barselona kültürünü tanıma hem de yerel halkla dil pratiği yapma fırsatımız oluyordu. Bursu alıp dil eğitimini almaya gideceğimi duyan çoğu insan neden İspanyolca diye şaşırmış olsa da, oraya gittiğimde dünyanın her yerinden gelen farklı yaş gruplarını görünce ne kadar da doğru bir karar verdiğimi iyice anladım.

Barselona hayal ettiğimin de ötesinde çok güzel bir şehirdi. Akdeniz ülkesi olması açısıdan kültürleri bizden çok farklı değil. Tıpkı ada insanı gibi sıcakkanlı ve samimilerdi. Siesta saatlerindeyse çoğu dükkan kapanır ve şehre biraz sakinlik çökerdi( ne yalan söyleyim rahatlığına düşkün oluşlarını da bize benzettim). Şehrin her bir köşesinde değişik eserler görmek mümkün olduğu için birçok turist almasına rağmen,Barselona çok temiz ve düzenliydi. Özellikle ulaşım alanında hiç sıkıntı çekmedim. Metro ve otobüslerle her yere ulaşmak mümkün. Ben aylık metro kartı alıp çoğu yere giderken metro ağını kullandım ve hiç sorun yaşamadım. Bisiklet yolları da çok düzgün olduğu için arada bisiklet de kullandım. Yemek kültürleri  Akdeniz mutfağından olunca pek yabancılık çekmedim(deniz ürünleri, zeytinleri, tapasları, paellası  kesinlikle denenmeli). Barselona’yla ilgili tek sorun pahalı bir şehir oluşuydu. Ama insan bütçesini ona göre kullanmayı öğreniyor mesela en basit örneğiyle öğlen dışarıda yemek yiyeceksem Menu Del Dia(aslında yerel halkın daha çok bildiği günün menüsünü) yemeyi alışkanlık haline getirmiştim hem daha doyurucu hem daha ekonomikti ,evimi okula yakın seçmeye çalışmıştım ki ulaşıma ekstra para harcamayayım. Barselona’yı eğitim için seçecek olanlara önerim kalacakları yeri önceden ayarlamaya çalışsınlar çünkü ben yaz sezonunda gittiğimden ev bulma konusunda baya zorlandım ve sona kalındığı için maaliyeti yüksek olmuştu.

Barselona’da yeni bir dil öğrenmenin yanında, Avrupa yaşam standartlarını yaşama olanağı buldum , yeni bir şehir, yeni bir kültür tanıma fırsatı yakalamış oldum. Ayrıca burs programı sayesinde sadece İspanyalı değil okuldan Amerikalı,Avustralyalı,Almanyalı,Hollandalı,Japonyalı,Güney Koreli arkadaşlar edindim ve halen iletişimimiz devam ediyor. Farklı kültürden insanlar tanırken, kendi kültürümü de onlara tanıtmak çok güzel bir duyguydu. İspanyolcam sayesinde gezdiğim ülkelerde iletişim sorunlarım daha da azaldı,(bu yaz Küba’ya gidip çoğu İngilizce bilmediğinden İspanyolca konuştuk) bilimsel ve makale araştırmalarımı daha geniş bir yelpazede yapabiliyorum, öğrencilerime farklı bir ülkede farklı bir kültürde yaşamanın deneyimini daha iyi aktarabiliyorum ve onlara daha iyi yol gösterebiliyorum. İnsanın yaptığı en büyük yatırım kendine yapmış olduğudur ve bana bu konuda en büyük katkı koyanlardan biri de Avrupa Komisyonu tarafından verilen bursdur. Dilerim herkesin bu fırsatı yakalama fırsatı olur benim için unutulmayacak bir deneyimdi.

 

 

Gözde AKYEL

Social Media